Aile Kurumu ,Önemi ,Sorunları

Ailenin Önemi ve Temel Fonksiyonları

Aile insan toplumlarının çekirdeğini oluşturan birimdir. Yaratılışı gereği sosyal bir varlık olan insan için toplumsal hayat ne kadar önemli ve gerekli ise bir toplum için de o toplumun çekirdeğini oluşturan aile kurumu o kadar hayati bir öneme haizdir. Aile bu niteliğiyle toplumlarda kültürel kimliğin,insani değerlerin ve tarihi sürek- liliğin koruyucusu ve aktarıcısı olan evrensel bir kurumdur.

Aile,cinsellik ve neslin devamı ;çocukların bakımı ve yetiştirilmesi;yeni nesillere kül- türel kimliğin ,dini ve ahlaki değerlerin kazandırılması;tarihsel ve toplumsal bilincin aktarılması; sevgi,saygı ve hoşgörü esasına dayanan tutum ve değerlerin yerleştirilmesi gibi temel fonksiyonları üstlenmekte ve yerine getirmektedir.

Aile kurumunun önemi,niteliği gereği üstlendiği bu fonksiyonlarda ve bunların aile dışında başka bir kurum tarafından aile kadar başarılı ve istikrarlı bir şekilde yerine getirilemeyişindendir.Başka bir ifadeyle aile,niteliği ve işlevleriyle toplumda ikamesi olmayan bir kurumdur.

Aile Kurumunun Temel Sorunları

Aile parçalanma,dağılma vb. nedenlerle yeni bir oluşumda varlığını sürdürme durumuyla karşı karşıya geldiğinde ya da bahsettiğimiz temel fonksiyonların ifa edemeyecek kadar zayıfladığında bu ikame edilemez fonksiyonlarını yerine getiremediğinden toplumda ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır.Ailedeki sorunlar arttıkça toplumda da sorunlar artmaktadır.

Ailenin karşılaştığı sorunları iki ana grupta toplamak mümkündür;

1-Ailenin bir müessese olarak varlığını sürdürme sorunu.
2-Ailenin yukarıda bahsettiğimiz temel fonksiyonlarını yerine getiremeyecek ölçüde zafiyete uğraması , gücünü kaybetmesi sorunu.

Bu sorunların çözümü de doğal olarak , ailenin korunması ve güçlendirilmesi şeklinde iki ana grupta toplanmaktadır.Günümüzde “ Aile Politikaları “kavramıyla bu iki başlıkta toplanan sorunları çözmeye yönelik hükümetlerce geliştirilen politikalar kastedilmektedir.

18y.y.’ın ikinci yarısında Batı Avrupa’da başlayan ve giderek tüm dünyaya yayılan sanayi devrimiyle ,teknolojik ve ekonomik alanda baş döndürücü bir hızda gelişim ve değişim sürecine girilmiştir.Bu büyük değişim toplumsal ve kültürel hayatı da ciddi bir şekilde etkilemiştir.Öyle ki bu hızlı değişime ayak uyduramayan kurum ve yapılar tarihe karışmak zorunda kalmışlardır.Bu değişime hazırlıksız yakalanan sosyal kurumlardan biri de ailedir.

Başta hızlı kentleşme ,göç ve sanayi devriminin dayattığı yeni yaşama biçimleri ve değerleri aile kurumunu bir parçalanma ve dağılma sürecine itmiş ve yukarıda bahsettiğimiz temel fonksiyonlarını yerine getiremeyecek derecede zayıflamasına yol açmıştır.Bunun sonucu olarak ailenin bölünmesi,parçalanması ,tek ebeveynli ailelerin giderek artması ,boşanma oranlarının yükselmesi,evlilik dışı beraberliklerin çoğalması, nesebi gayri sahih çocukların artması ,kültürel ve ahlaki değerlerde yozlaşma, toplumsal anomi , suç oranlarının artması,uyuşturucu kullanımı ,bireysel ve toplumsal şiddetin sorunlarını yaygınlaşması ,kimlik bunalımı, milli ve manevi değerlerden yoksunluk, psikolojik rahatsızlıklar,tatminsizlik vb. gibi insani ve dolayısıyla toplumu tehdit eden sorunlar baş göstermiştir.

Sorunun Çözümüne Yönelik Yaklaşımlar

Yukarıda belirtilen sorunlarla karşılaşan bir takım ülkeler(özellikle Batı Avrupa Ülkeleri )başlangıçta,ailenin zayıflamasından kaynaklanan bu sorunlara aile dışında bir takım kurum ve yapılar geliştirerek çözüm getirme yolunu denemişlerdir.Bütün bu denemeler ancak nisbi sonuçlar verebilmiştir.Sorunların artışı bile durdurulamamıştır. Örneğin uyuşturucu kullanımı alınan bütün tedbirlere rağmen giderek yaygınlaş- maktadır.

Bu başarısızlığın nedeni aile kurumunun ve ailenin temel fonksiyonlarının ikame edilemez oluşundan kaynaklanmaktadır.Bu gerçeğin farkına toplumlar aile kurumuna bir bütün olarak bakma zorunluluğunu hissetmişler ve ailenin korunması, güçlendirilmesi yönünde aile odaklı politikalar oluşturma gerçeğini duymuşlardır İşte “Aile Politikaları” kavramı bu ihtiyaçtan kaynaklanarak ortaya çıkmıştır.Bu kavra- mın aile ile ilgili sorunları yoğun bir şekilde yaşayan Batı ülkelerinde ortaya çıkması da bu anlamda bir tesadüf değildir.

Günümüzde tüm gelişmiş Batı ülkelerinin aile politikaları vardır.Farklılık aile politikasının organizasyonu ve uygulamalardadır.Örneğin,Fransa,Almanya,Belçika, Lüksemburg gibi bazı ülkelerde aile politikası belirli bakanların ya da hükümet mekanizmasının sorumlu olduğu bir görev alanı olarak kabul edilmektedir.bu ülkelerde aile ile ilgili bir bakanlık yada bürokratik bir mekanizma yoktur.Ancak bu ülkeler üstü örtük olmasına rağmen ciddi aile politikalarına ve uygulamalarına sahiptirler.

Ailenin korunması ve güçlendirilmesinin taşıdığı önem artık günümüzde Ulusal sınırları aşarak uluslararası alanda da yer almıştır.Birleşmiş Milletler Örgütünün 1994 yılını “Uluslararası Aile Yılı” olarak ilan etmesi bunun en güzel örneğidir.Avrupa’da aileden sorumlu bakanların periyodik toplantılar düzenlemeside bir başka örnektir.

Sanayileşmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye’miz diğer ülkelere nazaran aile yapısı açısından oldukça avantajlı bir konuma sahiptir.Milli kültür ve geleneğimizde ve bunun tarihsel seyrinde aile kurumuna kutsallık anlamında ver- diğimiz önem,güçlü ülke olmamızı sağlamıştır.Sahip olduğumuz aile yapısı bugün Batı ülkelerinin çoğunun hayallerinde yer alan ailedir.

Ancak sanayileşmenin aileyi olumsuz yönde etkilemesi gerçeği ülkemiz içinde geçerlidir.Hızlı kentleşme ,iç ve dış göç vb. gibi olguları hazırlıksız yaşamamız ülkemizde de aileyi bir dağılma ve parçalanma sürecine sokmuştur.Gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan sorunlar düşük oranda da olsa artan bir şekilde Türk ailesini de etkilemektedir.Örneğin boşanmalar artmakta,tek ebeveynli ya da parçalanmış aileler çoğalmakta,uyuşturucu kullanımı özellikle gençler arasında artmakta,cinsel ve diğer adi suçlarda artış gözlenmektedir.Kısacası bütün bu gelişmeler nedeniyle Türk ailesi sahip olduğu geleneksel gücü geleneksel gücü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Günümüzde gelişmiş ülkelerin yaşadığı ve içinden çıkılmaz hale gelmiş sorun- ları yaşar hale gelmemek için,Türkiye’nin sahip olduğu bu avantajı iyi değerlendirmek, Türk ailesini koruyucu ve güçlendirici politikalar geliştirme gereği hissedilmiştir.

Anayasamızın 41’inci maddesinde “Ailenin korunması”başlığı altında “Aile, Türk toplumunun temelidir” hükmüyle devletin aileye verdiği önem vurgulanmıştır. Anayasamız aileyi korumak ve güçlendirmek için gereken tedbirleri almak ve teşkilatı kurmakla görevlendirilmiştir.

Yukarıda zikredilen Anayasa maddesinin gerekçesinde,ailenin toplum hayatında oynadığı rol ve önemin,onun korunması yolunda bir hükmün Anayasa da yer almasını zorunlu kıldığı ifade edilmektedir.Buna göre aile, ahlaki bir çevredir,toplu yaşamanın ilk modeli olarak eğitim,yardımlaşma ve şefkat kaynağıdır.Millet hayatı bakımından aile kutsal bir değer ve temeldir.Bu nedenle,devletin,ailenin refahını ve huzurunu koruyacağı belirtilmektedir.

Kalkınma planları ve Hükümet programlarında da aileye gereken önem verilmiştir.Ailenin korunması ve güçlendirilmesi,aile fertleri arasında bağlılık ve dayanışmayı geliştirici ve özendirici politikalara ağırlık verileceği Yedinci ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planlarında da vurgulanmıştır.

Aile Kurumuna Devletimizin başta Anayasa ve Kalkınma planlarında olmak üzere çeşitli platformlarda verdiği önem ve Türk ailesinin bugün karşılaştığı sorunlar aile ile ilgili bir bürokratik mekanizmanın teşkil edilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Bu ihtiyacın bir gereği olarak 1989 yılında Başbakanlığa bağlı olarak Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı kurulmuştur.

AİLE ARAŞTIRMA KURUMUNUN GÖREVLERİ


a)Ailenin bütünlüğünün korunması,güçlendirilmesi ve sosyal refahının arttırılması için araştırma yapmak ve yaptırmak,bu konuda projeler geliştirerek, uygulamaya konulmasını sağlamak,
b)Mevcut aile yapısını,ana,baba,eş ve çocuklar ile akraba ilişkilerinden kaynaklanan problemleri ekonomik,sosyal ve kültürel faktörlerin aile üzerindeki etkilerini araştırmak,bu konularda eğitim programları hazırlamak veya hazırlatmak,
c)Aile geçimsizliğini,çocuk suçlarını ve kötü alışkanlıkları doğuran sebepleri ve bunların önlenmesi maksadına dönük eğitici programlar hazırlamak veya hazırlatmak,
d)Ailelerin maddi kaynaklarının rasyonel kullanılmasını temin maksadıyla çalışmalar yapmak,bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ile koordineli olarak eğitim programları hazırlamak veya hazırlatmak,
e)Ailedeki kültürel değişimleri,iç ve dış göçün aile yapısına olan etkilerini araştırmak,
f)Sosyal amaçlı vakıf,dernek,federasyon ve benzeri gönüllü kuruluşlarla işbirliği yapmak,bunların aileye dönük çalışmalarına destek sağlamak,
g)Nüfus ve aile planlamasının toplumsal etki ve sonuçlarını araştırmak, milli bir politikanın geliştirilmesine yardımcı olmak,
h)Aile sorunları konusunda kamuoyundaki eğilim ve istekleri tespit etmek amacıyla,özel ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla ortak çalışmalar düzenlemek ve uygun görülenleri desteklemek,

ı)Yurt dışında çalışan Türk ailelerinin sorunlarını araştırmak.


  •  Ana-Baba Okulu Projesi
  •  Aile Kurumu ,Önemi ,Sorunları
  •  Aile Araştırma Kurumunun 1997 Faaliyetleri
  •  İnsanca Yaşamak İçin...
  •  İzmir'de Türkiye'nin İlk "Umatem" Merkezi Açıldı
  •  Düşmanını Tanı
  •  Uyuşturucu Kullanımıyla Mücadele Atağı
  •  Tv' lerde Uyuşturucuya Karşı Yayın
  •  Hep Birlikte Seslenmelyiz "Uyuşturucuya Hayır!"
  •  Devlet Bakanı Işılay Saygın Vatandaşlarımızı Bilinçlendirmek İçin Almanya'ya Gitti
  •  Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele, Takip ve Yönlendirme Üst Kurulu'nun Üçüncü toplantısı Gerçekleştirildi
  •  Uyuşturucu Konulu Yazı, Karikatür ve Fotoğraf Yarışmasında Ödüller Sahiplerini Buldu
  •  "Uyuşturucuya Karşı Devlet Aile Elele" Konulu Panel İstanbul'da Gerçekleşti
  •  Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele İçin Ulusal Politika ve Stratejiler Belgesi Yayınlandı
  •  Ailenizin Televizyonu mu?
  •  Çocuklar İstismar edilmesin
  •  Yetişkin Okur-Yazar Eğitimi
  •  Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığına
  •  Özel TV'ler şiddet saçıyor
  •  Devlet Bakani Işılay Saygın, TV'leri programlar konusunda duyarlı olmaya çağırdı
  •  Devlet Bakanlığı'nın aile fertleri üzerinde olumsuz etkiler bırakan televizyon programlarına yönelik çalışmaları
  •  4. Ulusal Kadın Çalımaları Toplantısı
  •  3. Aile Şurası

  • Işılay Saygın | Fatma Saygın | Osman Nuri Saygın | İzmir | Buca | Turizm Bakanlığı | Çevre Bakanlığı | Devlet Bakanlığı | Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı | Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü | İzmir Milletvekilliği | Ödül ve Plaketler


    DenizWeb © 2003 - 2008