4.AVRUPA BAKANLAR KURULU KONFERANSI İSTANBUL'DA YAPILDI.

Türkiye Habitat II 'den sonraki en büyük uluslar arası toplantıya ev sahipliği yaptı.Kadın-Erkek Eşitliğinden Sorumlu Avrupa 4.Bakanlar Konferansı 13-14 Kasım 1997 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştirildi.Devlet Bakanı Işılay Saygın 'ın ev sahibi olarak Türkiye'yi temsil ettiği konferans,ülkemizin prestiji açısından son derece olumlu geçti.

Toplantının sonucunda Kadın-Erkek eşitliğinin demokrasinin 'olmazsa olmaz koşulu ' olduğu vurgulandı.Kadın -Erkek eşitliğinin demokrasiyi oluşturacağı ve İstanbul Konferansına katılımın böyle bir ilerlemeyi sağlayacağı ifade edildi.Konferans sonucunda ortaya çıkarılan Deklarasyonda kadın-erkek eşitliği konusunda atılması gereken adımlar ve çeşitli kurum ve kuruluşlara yönelik öneriler ele alındı.

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Işılay Saygın,konferansa katılan konukların Türkiye'yi yakından tanıma imkanı bulduklarını vurgulayarak,"Dünyada birçok ülkeden daha ileri durumdadır.Kadınların yasalar önünde de erkeklere tamamen eşit konuma ulaşmalarını sağlamak amacıyla,çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor.Toplantıdan çıkan sonuçlar da bu çabalarımızın ne kadar haklı olduğunu bir kez daha göstermiştir " dedi.

Bakan Saygın, "Toplantının amacı uzman bakanların çalışma alanları ile ilgili konularda Avrupa Konseyi Faaliyetlerine etkin bir şekilde katılmalarını teşvik etmek olmuştur.Konferans Avrupa Konseyi'ne üye ülke bakanlar ve onlara eşlik edecek heyetler arasında görüş alışverişine olanak tanıdığı gibi,konferans sonunda yayınlanan İstanbul Deklarasyon Avrupa Konseyine üye ülkelerin eşitlik politikalarına yön verecek şekilde hazırlanmış olması da ayrı bir önem taşımaktadır."diye konuştu.

Konferansa toplam 176 kişi katıldı.Avrupa Konseyi'ne üye 40 ülkeden 38'inin katıldığı konferansta 17 ülke bakan düzeyinde,21 ülke de müsteşar düzeyinde temsil edildi.Ülke delegasyonlarının yanı sıra,Avrupa Konseyi Kuruluşları,gözlemci ülkeler ve uluslar arası kuruluş temsilcilerinin de hazır bulunduğu konferansın ana teması "Demokrasinin Temel Kriteri olarak Kadın-Erkek Eşitliği "ve "Demokratik Süreçte Kadın-Erkek Eşitliğinin Sağlanmasında Erkeklerin Rolü "konuları da alt başlıkları oluşturdu.

4.AVRUPA BAKANLAR KONFERANSI BAŞBAKANIN KONUŞMA METNİ

Sayın Ekselansları,sayın Genel Sekreter ,Sayın Bayanlar ve Baylar,

Hükümetim adına,sizlere,Türkiye'ye hoşgeldiniz diyorum.4.Avrupa Kadın-Erkek Eşitliğinden Sorumlu Bakanlar Konferansına ev sahipliği yapmak bizler için gerçekten büyük bir mutluluktur.

Konferansın ana teması "Demokrasi ve Kadın Erkek Eşitliği"dir.Avrupa Konseyi üye devletleri bakanları,demokrasi ve eşitli konusunu görüşmek üzere oldukça isabetli bir zamanda biraraya gelmiştir.Bölünmüş Avrupa'nın artık geride kaldığı ve ortak demokratik değerler tarafında birleşmiş bir Avrupa olarak yeniden ortaya çıktığı bu zamanda,zafer rahatlığına kapılmamalı ve demokrasimizi eleştirel bir gözle değerlendirerek zayıf yanlarını düzeltmeliyiz.

Bu yıl 11 Ekim'de yapılan ve benim de katılma onuruna eriştiğim,II.Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde benimsenen son Deklarasyonda "Kadın ve Erkeklerin, siyasi hayat da dahil olmak üzere,toplumun tüm alanlarında daha dengeli temsilinin önemi"vurgulanmıştır.Böylece İstanbul 'da ki bu konferans bir yönden de II.Zirve Toplantısının izlenmesi olmaktadır.

Kadın ve Erkeklerin tüm karar alma mekanizmalarına eşit katılımı sağlanmadan gerçek demokrasiye ulaşılamayacağı açıktır.Bu ekonomik kalkınmanın yanı sıra kadınların tüm politik ve ekonomik karar alma aşamalarına katılımları içinde söz konusudur.Böyle ir durum hiç şüphesiz yeni öncelikler ve hedefler getirecek ve toplumlarımızı tüm insanların ihtiyaçlarına duyarlı yapacaktır.

Kadınların devletin kurulma aşamasına katılımının ne denli önemli olduğu Türkiye Cumhuriyeti kurucuları tarafından gayet iyi bilinmekteydi.Türkiye Cumhuriyet 'inin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları.Cumhuriyet 1923 yılında kurulduğunda kadın-erkek eşitliğinin demokrasi ve modernleşme için ne kadar önemli olduğunun farkındaydılar.Kadın-erkek eşitliğine dayalı zorunlu eğitim reformu başta olmak üzere,laik batılı medeni kanunun kabulü ve son olarak ta Türk kadınına 1934'te oy hakkını veren bir dizi köklü reform başlattılar.1920'lerde ve 30'larda ,geleneksel olarak erkek üstünlüğünün hakim olduğu ve hatta kadının kamu hayatına girmesinin yasaklandığı bir ülkede bu kazanımların kaydedilmiş olması dikkat çekicidir.Bu bağlamda Avrupa'nın 14 ülkenin,savaşın son bulmasına kadar kadınlara oy verme hakkı vermediği unutulmamalıdır.

Bir başka dikkate değer nokta ise ,özellikle şehirlerde ki kadınlar olmak üzere Türkiye'deki tüm kadınların reformları büyük bir hevesle kucaklamış ve kısa bir zaman içinde kendilerini yeni toplumsal cinsiyet anlayışıyla tanımlamış olmalarıdır.Bugün meslek sahibi kadınlar,özellikle kamu hizmetlerinde akademik kariyerlerde,iletişim ve bankacılık sektörlerinde yüksek statü sahibi olarak son derece iyi temsil etmektedirler.

Kadın meselelerinin hükümet politikası olarak kabul edilmesi ,1990'da Türkiye'de ulusal mekanizmanın kurulmasına zemin oluşturmuştur.Kadının statüsünü iyileştirmek için gerek devlet ve gerekse NGO 'lar tarafından atılan adımlar bugüne kadar elde edilen başarılara destek olmuştur.Fakat alınan bunca yola rağmen özellikle ulusal düzeyde kadının siyasi alanda temsili konusunda katetmemiz gereken uzun bir yol vardır.Son yıllarda kadınların evlenmeden önceki soyadlarını kullanmaya devam etmelerini sağlayan yasa başta olmak üzere bazı yasal düzenlemeler kadının durumunu iyileştirmeye yardımcı olmuştur.Hükümetim son kanuni değişiklikleri tatminkar bulmamaktadır ve daha dikkate değer somut ilerlemeler yapmakta kararlıdır.Bu nedenle hükümet programınızda,kadının ekonomik ,toplumsal,kültürel ve politik yaşama tam katılımın sağlanmasını hedeflemiş bulunuyoruz.

Bu amaçla , kendimizi gerekli yasal ve idari reformlar yapmak için aile içi demokrasiyi teşvik etmeye,Medeni Kanun ve Ceza Kanunlarında ki ayrımcı maddeleri değiştirmeye,kadınların sorunları ile daha etkin bir şekilde ilgilenmek üzere yönetim içinde yapısal değişiklikler yapmaya ve sivil toplumda kadın gruplarının çalışmasını desteklemeye adadık.Böylece Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığının koordinasyonunda,kamu sektöründe tüm politika ve programlara toplumsal cinsiyet bakış açısının yerleştirilmesi,mevcut hükümetin öncelikli konularından birisi haline gelmiştir.

Bu alanda ki çabalarımız Anayasa Mahkemesi'nin destekleyici kararları ve halkın bilinçlenmesine katkıda bulunan ve kadın sorunlarına duyarlı bir sivil toplumun varlığı sayesinde güç bulmaktadır.

Sayın Başkan,

Kadınların siyasi karar alma sürecine eşit olmayan katılımları demokrasimizin genel sorunudur.Avrupa Konseyi Sekreteryası tarafından hazırlanan bilgi metni,seçimle iş başına gelmiş kadınların yüzdesini belirtmektedir.Kuzey Avrupa Ülkeleri hariç , Avrupa ülkelerinin büyük bir kısmında ,kadının siyasi yaşama katılım oranı %25 'in altına inmezken ,bu oran % 40'ın üzerine de çıkmamaktadır.

Mevcut eşitsizlikler genellikle değiştirilemeyen cinsiyet farklılıkları olarak açıklanmaktadır.

Eşitlik ve ayrımcılık yapmama ilkelerinin zara görmeden kalacağı garanti edilemez.Süregelen eşitsizlikler ,genellikle değişmez olarak nitelendirilen kadın ve erkeklere özgü farklı davranış biçimleri ile ifade edilmektedir.Ancak eşitlik gerçekten çatışmalara mı neden olmaktadır?Farklılıkları görmezden gelen ya da en aza indirgemeye çalışan bir demokrasi anlayışındansa farklılıkları kabul den ve kaynaştıran yeni bir demokrasi anlayışımı aranmalıdır?

O zaman bu sorunun giderilmesine yönelik pratik çözümlerde olmalıdır.Kadınların siyasi hayata katılımında karşılaşılan engeller nelerdir?Bir siyasetçi olarak ben,mesela,kota sisteminin uygulanmasını,olumlu ve olumsuz yanlarını ve böyle bir sistemi uygulayan ülkelerin deneyimlerinin öğrenmeyi çok isterim.Dilerim bu Konferans bu sorulara cevap bulacaktır.

Eşitlik alanında ilerlemeyi engelleyen bir etkende gelenek ve göreneklerin etkisi gözardı edilemez.Kültürel ve Dini değerlere bütünüyle bağlı kalmak da hatalıdır, çünkü bu ,bir toplumun nüfusunun yarısının temel hak ve özgürlüklerden gerektiği gibi yararlanmasını engeller.Eşitlik demokrasi ve insan haklarının ayrılmaz bir parçasıdır. Kadınlara eşit muamele etmeyen ve ayrımcılık yapan bir siyasal rejim demokrasi olarak nitelendirilemez.Demokrasilerde kadınların siyasi konuma sahip olmaları ve siyasi hayata katılımları özendirilmeli ve bu konuda karşılaşabilecekleri tüm engelleri aşmaları için destek verilmelidir.

İnanıyorum ki Avrupa'nın demokrasi yuvası olan Avrupa Konseyi ,toplumun tüm alanlarında cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında öncü görevini yerine getirecektir. Hükümetim kadın-erkek eşitliğine duyarlı ve bu anlamda dengeyi sağlayacak politikalara yönelik her türlü çabayı destekleyecektir.Bu konferansın tüm Avrupa Siyasi Partilerine esin kaynağı olmasını ve yararlı siyasi öneriler üreterek bir dönüm noktası haline gelmesini dilerim.

Bu Konferans Müzakerelerinin tüm dünyadaki kadınlara yararlı olacak en başarılı sonuçları ve çözümleri getireceğine eminim.

Teşekkür Ederim.

DEVLET BAKANI IŞILAY SAYGIN 'IN KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNDEN SORUMLU 4. AVRUPA BAKANLAR KONFERANSI KAPANIŞ KONUŞMASI

Sayın meslektaşlarım,
Değerli katılımcılar,
Konferans süresince,demokrasilerin olmazsa olmaz koşulu olan kadın-erkek eşitliğinin sağlanması konusunda önemli sonuçlar ortaya koyan tartışmalar yaptık.
Ülkelerimiz farklı olsa bile sorunlarımızın ortak olduğunu gözlemledik.

Kadın-Erkek eşitliği ve buna yönelik önlemlerin alınması gereği,bugün her zamankinden daha fazla dünya siyasi gündemindedir.Bir yanda ,özellikle son bir kaç yıl içinde bazı ülkelerde siyasal yaşamdaki kadın temsil oranı artarken,diğer bazılarında ,geçirdikleri ekonomik ve siyasi transformasyon sonucunda,parlamentolarda ki kadın sayısı düşmüştür.Benim ülkemin de dahil olduğu bazılarında ise hala bu sayının son derece yetersiz olduğu bir gerçektir.

Hepimiz biliyoruz ki,bir çok ülkede yasal çerçevede kadın erkek eşitliği sağlanmıştır.Ancak bunları uygulanabilir politikalar haline getirmek zorluklar muhakkaktır.
Ayrıca ,siyasi karar alma konumundaki kadın sayısı ne olursa hepimiz,kadın erkek eşitliğini sağlama yolunda,belli derecelerde ekonomik ve sosyal güçleri yenmek,yerleşik kültürel kalıpları aşmak durumundayız.

Bu noktada konuya daha olumlu bir bakış açısından yaklaşmak istiyorum.Siz Sayın Bakanların konuşmalarında da belirtildiği gibi ,artık bu eşitsizliği kaldırmak yönünde de kararlılık gösterebiliyoruz.Hepimiz biliyoruz ki kadınların eşit şekilde katılmadığı ve temsil edilmediği bir siyasi sistemden gerçek demokrasi olarak söz etmek son derece zordur.Hepimizin bu konuya ağırlıklı olarak yapısal önlemlerle yaklaşmamız gerektiği hususunda aynı düşüncede olduğumuzu sanıyorum.Bu çerçevede öncelikle kadınların eşit temsili ,önündeki engelleri kaldırmamız;kadınlara daha fazla seçilme imkanları sağlayan önlemlerin alınması gerektiğini biliyoruz.Bu konferansta bun amaçla hepimizin işbirliği yapmaya hazır olduğunu teyit ettik.
Kadın Erkek eşitliğinin karşısındaki en büyük engelin,asırlardır erkek egemen kültür ve değerler olduğunu biliyoruz.Toplumsal,siyasal ve kamusal yaşamın her alanına,toplumsal cinsiyet bakış açısını yerleştirmeden,gerçekçi aşamalar kaydetmek mümkün görünmemektedir.Burada medyaya ve sivil toplum örgütlerine önemli görevler düşmektedir.Ama hükümetimizin de gelecek nesillere eşitlikçi bir dünya hazırlayabilmek açısından yapabileceği çok şey vardır.

Eşitlik tek taraflı sağlanamaz.Özellikle son birkaç yıldır eşitlik yönünde kadınlardan gelen taleplerin olumlu gelişmelere yol açtığını biliyoruz.4.Avrupa Bakanlar Konferansında ise bu konunun önemli bir aşama kaydettiğini düşünüyorum.

Eşitlik mücadelesinde erkeklerden daha fazla katkı bekliyoruz.Çünkü çoğunlukla karar alıcı durumda olan onlardır.Erkeklerle bu konuda diyalog alanları açmamız, onları özel alanı paylaşmaya ikna etmemiz,bu olanağı onlara sağlamamız çok önemli görünmektedir.

Cinsiyete dayalı önyargıları değiştirmemiz gerektiğine inanıyorum.Ayrıca toplusal rolleri kadın ve erkekleri kısıtlayıcı olarak değil,her iki cinsiyeti de geliştirici olarak kullanmalıyız.

Dünya demokrasiyi yaygınlaştırmakta son on yılda önemli aşamalar kaydetti.

Bunda Avrupa Konseyinin önemli katkıları oldu.Önümüzde ki dönem demokrasiyi derinleştirme dönemi olacaktır.Hiç şüphe yoktur ki bu derinleşmenin en önemli boyutu nüfusun % 50'sini oluşturan kadınlara siyaset alanını daha fazla açmaktır.

Geçtiğimiz ay Strazburg'da yapılan Zirve toplantısında,Avrupa Konseyi olarak kadının siyasal yaşama eşit düzeyde katılmasının önemini vurguladık.Bu konferansımızda bu düşünceyi yaşama geçirici adımlar attık.Bu çerçevede bütün katılımcılara kendilerini ülkemde ağırlamaktan duyduğum memnuniyeti belirtir,değerli katkılarından dolayı sonsuz teşekkürlerimi sunarım.


  •   Türk Hukukçu Kadınlar Derneği
  •   Türk Dünyasına Hizmet Edenler Ödülü-1998
  •   Cumhuriyetin 75. Yılında Türk Kadını
  •   Türk Kadını'nın Bugünkü Durumu
  •   Devlet Bakanı Işılay Saygın ve 12 Üniversitenin İşbirliği
  •   Devlet Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı İşbirliği
  •   Uyuşturucu ile Mücadele Çalışmaları
  •   Başlık Parası Kalkıyor
  •   Aileden Sorumlı Devlet Bakanlığım Döneminde Madde Bağımlılığı Konusunda Yapmış Olduğum Faaliyetler
  •   Uyuşturucu İLE Mücadele
  •   "Aydınlanmanın Kadınları Ödülleri"
  •   Akdeniz Anemisi
  •   Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW)
  •   Türk Mutfağı Yarışıyor
  •   4.Avrupe Bakanlar Kurulu Konferansı İstanbul'da Yapıldı.
  •   Kadın Erkek Eşitliği 4.Avrupa Bakanlar Konferansı
  •   Halı Üzerine Bir Söyleşi
  •   Filipinler 100. Yıl Bağımsızlık Kutlamaları

  • Işılay Saygın | Fatma Saygın | Osman Nuri Saygın | İzmir | Buca | Turizm Bakanlığı | Çevre Bakanlığı | Devlet Bakanlığı | Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı | Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü | İzmir Milletvekilliği | Ödül ve Plaketler


    DenizWeb © 2003 - 2008