RESMİ NİKAH NEDEN GEREKLİDİR?

Nikah töreninde imamın bulunması ve nikahı kıyması dinen değil örfen (gelenek olarak ) yapıla gelen bir uygulamadır.Dolayısıyla resmi nikahta nikahı imamın değil de belediye başkanı,muhtar veya yetkili vekil konumunda ki memurun kıyması nikahın gerçekleşmesine dinen bir sakınca getirmez.

Resmi Nikah –Dini Nikah Ayırımı Sorunu

Resmi Nikah –dini nikah ayırımıyla ilgili sorunlar 1926 tarihli Türk Medeni Kanununun kabulüyle başlamış ve günümüze kadar süregelmiştir.Sorun, Medeni Kanunumuzun evlenme akdinin şekil ve şartlarında yapmış olduğu bir takım değişikliklere uygun hareket edilmemesinden kaynaklanmaktadır.Medeni Kanunun evlenme akdi ile ilgili hükümlerine aykırı hareket edenler bu davranışlarına genellikle mevcut düzenlemenin İslam Dini kurallarına uygun olmadığı gerekçesini ileri sürmektedirler.Biraz sonra açıklayacağımız gibi bu gerekçe,dinimizin nikah ile ilgili hükümlerinin yanlış anlaşılması ve yorumlanmasından kaynaklanan bir gerekçedir.

Öncelikle Medeni Kanunumuzun konu ile ilgili getirdiği düzenlemeyi hatırlatalım.
Hukuk düzenimizde bu gün dahi kadın-erkek eşitliğini zedeleyen bir çok hükümlerin mevcudiyetinden bahsetmek mümkündür.Bu tür hükümleri düzeltme yönündeki çabalarımız devam etmektedir.Fakat mevcut yasalarımızda ki kadınlarımızın büyük bir kesiti tarafından kullanılamıyor olması daha önemli bir husustur.

Öncelikle resmi nikahın dinimize aykırı olduğu görüşü yanlıştır.İslam hukukunda reşit tarafların karşılıklı icab ve kabul şeklinde,evliliği kabul ettiklerine dair irade beyanlarının iki şahit huzurunda ve aleni olarak yapılması evlenme akdinin gerçekleşmesi için yeterlidir.Yani nikahı imamın kıyması gerektiği bir şart yoktur.Nikah töreninde imamın bulunması ve nikahı kıyması dinen değil örfen (gelenek olarak ) yapıla gelen bir uygulamadır.Dolayısıyla resmi nikahta nikahı imamın değil de belediye başkanı,muhtar veya yetkili vekil konumunda ki memurun kıyması nikahın gerçekleşmesine dinen bir sakınca getirmez.Hatta resmi nikah kıyıldığında dini nikahta kıyılmış olmaktadır.Zira arada nikahı dinen geçersiz kılacak bir husus ,bir işlem yoktur.

Nikahın tescili,ilanı ve taraflara resmi evlenme cüzdanı verilmesi gibi işlemlerin İslam Hukukuna aykırı olduğunu ileri sürmek mümkün değildir.Zira bu işlemler nikahın aleniyetini yetkin bir şekilde gerçekleştiren ve tarafların haklarını güvence altına alan işlemlerdir.Kaldı ki nikahın resmi makamlardan alınacak izinname ile kıyılması ve resmen tescil edilmesi gibi uygulamalar Kanuni Sultan Süleyman devrine kadar uzanmaktadır.Medeni Kanundan önceki Aile Hukuku düzenlemesi olan 1917 tarihli Hukuku Aile Kararnamesinin 37. maddesinde evlenme akdinin hakim veya naibin huzurunda yapılacağı hükme bağlanmıştır.Aynı kararnamenin 33. maddesi “Akd-i nikahın icrasından evvel keyfiyet ilan olunur.”hükmü ile nikahın ilanını mecburi kılmıştır.Son düzenleme olan Medeni Kanunda bu hususlar yetkin hale getirilmiştir.

SONUÇ

Türk Medeni Kanununun toplumun temeli olan ailenin kurulmasını sağlayan evlilik konusunu ele alıp belli şekil ve şartlarla bir düzen ve istikrara kavuşturma çabasının tam anlamıyla başarılı olduğu söylenemez.Bunun en çarpıcı örneği ülkemizde halen “imam nikahı “adı altında sadece dini nikah merasimi ile evlenmelerin düşük bir oranda da olsa yapılıyor olmasıdır.Kanunun resmi nikah olmaksızın dini nikahla evlenmeleri cezalandırması ,kanun dışı birleşme sayması ve bu evlilikten doğan çocukları “nesepsiz” olarak adlandırması bu tür evlilikleri önlemede yetersiz kaldığından devletimiz ilki 1933 yılında olmak üzere belli aralıklarla çıkarttığı af kanunları ile bu tür evlilikleri tanıma ve bu tür evliliklerden doğan çocukların da nesebini tescil etmek zorunda kalmıştır.

Şunu belirtmek gerekir ki bir çok özellikleri ve mahremiyetleri buluna ve bilhassa başlangıç itibariyle kadın ve erkeğin müşterek hayat kurma iradesinin,özel ve ikili ilişkinin ağır bastığı evlilik müessesesini sadece kanuni bir temele oturtmanın ve konuya salt kural-müeyyide ikilemi çerçevesinde bakmanın yetersizliği ortadır.Diğer alanlarda olduğu gibi aile hukuku sahasında da kendi meselelerimizi kendi değerlerimiz, inançlarımız ,kültürümüz ve sosyal yapımız içerisinde kalarak çözmeye çalışmalıyız.

Özellikle kırsal kesimde ortaya çıkan bu sorunun çözüme kavuşturulması ,mağdur olan kadın ve çocukların kanuni haklarına kavuşturulabilmeleri amacıyla Devlet Bakanlığının (Sayın Işılay SAYGIN ‘ın ) tüm valiliklerimize gönderdiği 11.3.97 tarih ve B.02.0.AAAK.0.06.123/74 sayılı genelge ile valiliklerden ,illerin sınırları içinde bulunan medeni nikah olmaksızın sadece dini nikah ile evlenmiş çiftlerin resmi nikahlarının yapılmamasının sağlanması ve yapılan işlemlerin sonucundan bilgi verilmesi hususunda gereğinin yapılması istenmiştir.

Nevzat YAVUZ
Aile Araştırma Uzmanı

TC. BAŞBAKANLIK AİLE ARAŞTIRMA KURUMU BAŞKANLIĞI
SAYI :B.02.0.AAK.0.06.123/74 ANKARA
KONU :Medeni Nikah 17 / 4 /1997

Medeni Kanunumuz evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağını hükme bağlamıştır.Kanunun 108.Maddesinde ;”Evlenme reşit iki şahit huzurunda belediye dairesinde veya ihtiyar heyetinde ,belediye başkanı veya başkanının evlenme işlerine memur tayin ettiği vekili veya muhtar tarafından alenen akdolunur...”,hükmü yer almaktadır.Buna göre kanunun yetkili kıldığı bu şahıslar dışındaki kimseler tarafından kıyılan nikah geçerli değildir.Aynı kanunun 110. maddesine göre de görevli evlendirme memuru merasimin sonunda derhal karı ve kocaya bir evlendirme cüzdanı verir.Evlenme cüzdanı ibraz edilmeden evlenmenin dini merasimi yapılamaz.Bu hükmün ihlali durumunda Ceza Kanunumuz cezai müeyyide getirmiştir.Türk Ceza Kanununun 237.maddesine göre ;”Aralarında evlenme akdi olmaksızın evlenmenin dini merasimini yaptıran erkek ve kadınlar iki aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.Erkek evli olduğu takdirde verilecek ceza altı aydan üç seneye kadar hapistir.Erkeğin evli olduğunu bilen kadına da aynı ceza verilir.Bu dini merasimi yapanlara da bir aydan üç aya kadar hapis cezası verilir.”Halbuki dini merasimin resmi nikahtan sonra yapılması hiçbir ceza gerektirmediği gibi serbesttir.
Her şeyden önce bir hak mevcut hukuk sistemi tarafından tanınıp,düzenlemeye tabi tutulunca güvenceye alınır.Dolayısıyla resmi nikahsız kurulan evlilikler veya resmi nikah öncesi yapılan dini nikahlar toplumda ciddi problemlere yol açmakta ve tarafların haklarının savunulmasını engellemektedir.Zira kanunen yok sayılan bir evlenme akdine dayanılarak hak talep edilemez.

Resmi nikah olmaksızın gerçekleştirilen evliliklerden doğan sorunlar özellikle kadınların ve çocukların mağduriyetlerine ve istismarlarına yol açmaktadır.Kadın resmi nikahı olmadığı için hiç bir hak iddia edememekte,bu tür bir evlilikten doğan çocuklar nesep ve miras problemiyle karşılaşmakta ,nüfus cüzdanı bile alamamaktadırlar.

Bunun başlıca nedeni ise nikah konusunda kadınlarımız hukuken mevcut olan haklarını bilmemeleri ve geleneklerimizin yanlış yorumlanması ile İslamiyet’in öğrenilmesinde ki bilgi eksikliği sonucu fiilen kullanamamalarıdır.

Türkiye ‘de yapılan araştırmaların bulgularına göre ,evlenmiş nüfusun %85’i hem resmi hem de dini nikahla evlilik birliğini kurmuştur.Yalnız dini nikahla aile kuranların oranı %7.5’dir.Bu oranın Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde %18’lere kadar çıktığı tespit edilmiştir.Bu oran çok yüksek gibi görünmemekle birlikte sayısal olarak düşünüldüğünde yüz binlerce çiftin medeni nikah yaptırmadıkları ve buna bağlı olarak da özellikle kadınlarımız ve çocuklarımızın resmi nikahın getirdiği haklardan yararlanamayarak ,mağdur oldukları görülmektedir.

Medeni niah olmaksızın sadece dini nikah ile evlenmiş bulunan çiftlerin medeni nikahının yapılması acil bir zorunluluk arzetmektedir.Özellikle kırsal kesimde ortaya çıkan bu sorunun çözüme kavuşturulması ve mağdur olan kadın ve çocukların kanuni haklarına kavuşturulabilmeleri amacıyla ;iliniz sınırları içinde medeni nikah olmaksızın sadece dini nikah ile evlenmiş çiftlerin tespit edilerek ,bunların resmi nikahlarının yapılmasının sağlanması ve yapılan işlemlerin sonucundan bilgi verilmesi hususunda gereğini önemle rica ederim.

Işılay SAYGIN
Devlet Bakanı


  •  Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü'nün Kurulması
  •  Eğitim Komisyonu
  •  Hukuk Komisyonu
  •  İstihdam Komisyonu
  •  Sağlık Komisyonu
  •  KASAKOM Komisyonu Cumhurbaşkanını Ziyaret Etti
  •  Türkiyenin İlk Kadın Hastanesi
  •  Devlet Bakanlığım Döneminde Yaptığım Yasal ve İdari Çalışmalar
  •  TAÇSAV Ödülü
  •  Türk Hukukçu Kadınlar Derneği
  •  4. ULUSAL KADIN ÇALIŞMALARI İZMİRDE GERÇEKLEŞTİ
  •  “AKDENİZ GERÇEĞİNDE KADIN” KONULU TOPLANTI
  •   “1.ULUSAL EVDE BAKIM KONGRESİ”
  •   Ev İçi Üretimden Uluslar Arası Fuarlara
  •   Çin Halk Cumhuriyetinden Gelen Kadınlar
  •   Van ve Hakkari'de 10 Bin Kadına İstihdam İmkanı Sağlandı
  •   "21. Yüzyılda Kadın" Konulu Uluslararası Toplantı
  •   KADIN 2000
  •   Resmi Nikah Neden Gereklidir?
  •   Cezaevinde Toplu Nikah Töreni
  •   Akraba Evliliği Paneli Erzurumda Yapıldı.
  •   Atatürk ve Kadın
  •   Cumhuriyetin 75. Yılında Kadın Yazarlar

  • Işılay Saygın | Fatma Saygın | Osman Nuri Saygın | İzmir | Buca | Turizm Bakanlığı | Çevre Bakanlığı | Devlet Bakanlığı | Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı | Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü | İzmir Milletvekilliği | Ödül ve Plaketler


    DenizWeb © 2003 - 2008