Devlet Bakanlığım döneminde bana bağlı kurum olarak çalışan KADININ STATÜSÜ ve SORUNLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ve AİLE ARAŞTIRMA KURUMU BAŞKANLIĞI'ndaki çalışmalarımı 120 sivil toplum örgütünün temsilcisi, Üniversiteler ve Kamu Kuruluslari ile işbirliği içerisinde çalışmayı hedefledim. Bu çalışmalarımızda Eğitim, Sağlık, Hukuk ve İstihdam olmak üzere 4 komisyon oluşturduk. Bu komisyonlarda çalışmak isteyen sivil toplum örgüt temsilcileri çalışmak istedikleri komisyona girerek kendi aralarında sivil toplum başkanlarını seçtiler. Çalışmalarımızı birlikte gerçekleştirdik, başarımızı beraber çalışmaya borçluyuz. Hepsine candan teşekkür ederim.

GÖNÜLLÜ KURULUŞLAR ULUSAL KADIN HUKUK KOMİSYONU

1. Türk Ceza Kanunun Zina ile ilgili 440. ve 441. Maddelerle ilgili Kanun Yasa Tasarısı

27 Aralık 1996 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 996/15 Esas ve 1996/34 Karar sayılı ve 29.9.1996 günlü Kararında Şabangözü Asliye Ceza Mahkemesi'nin Türk Ceza Kanununun 441. maddesinin Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığından dolayı itirazı üzerine, söz konusu yasa maddesi iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, söz konusu kararın yürürlüğünü yeni yasa düzenlemesi yapılmasına olanak sağlamak üzere bir yıl olarak belirlemiş 27 Aralık 1997'de bir yıllık süre dolmuştur.

Türk Ceza Kanununun 440 ve 441 inci maddelerinde erkek ve kadının zinasının ayrı ayrı düzenlenmesinde iki türlü eşitsizlik söz konusu idi.

Birinci eşitsizlik, kadının zina suçunu işlemesi için karşı cinsten biri ile bir kez cinsel ilişkiye girmesi yeterli iken, erkeğin zina suçunu işlemesi için karı-koca gibi, başkalarının bileceği şekilde yaşamasının gerekmesiydi.

İkinci eşitsizlik ise, kadının zina suçunu işlediği karşı cinsin evli, veya bekar olması şartı aranmazken erkeğin zina suçunu işlemesi için ilişkiye girdiği kadının bekar olması gerekmekte idi.

Anayasanın 10 uncu maddesi gereğince herkesin kanun önünde eşitiliğine aykırı olan hükümler Bakanlığımca yeniden düzenlenerek Türk Ceza Kanununun 440. maddesinde kadın ve erkeğin zina suçu eşitlenmiştir. Tasarıya göre karı veya koca bir başkasıyla birkez cinsel ilişkiye girdiği takdirde ilişkiye girdiği kişinin evli veya bekar olmasına bakılmaksızın bu madde ile cezalandırılacaktır. Kadın veya kocanınn evli olduğunu bilerek giren şahsa da aynı ceza uygulanacaktır.

Verilecek ceza 6 aydan 2 seneye kadar hapis cezasıdır. Tasarı Türkiye Büyük Milllet Meclisi Adalet Komisyonunca kabul edilip Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca sevk edilmiştir. Adalet bakanlığının yeni hazırladığı Ceza Kanunu Tasarısında da zina suçu aynı şekilde düzenlenmişti.

Türk Ceza Kanunu Tasarısı’nın son şeklinde „zina“ suç olmaktan çıkarılmıştır.

2. Türk Ceza Kanununun 456.457 ve 478. Maddelerindeki Değişiklikler ile ilgili Kanun Tasarısı

 Türk Ceza kanununun 456/5'inci maddesi değiştirilerek 10 güne kadar olan yaralanmalarda mağdur taraf usul ve fürudan (karı, koca, çocuklar vs.) biri ise şikayete tabi olmaması düzenlenmiştir.

Yürürlükteki yasaya göre bu tür yaralanmalar şikayete tabidir. Tasarıda Türk Ceza Kanununun 457 nci maddesi değiştirilerek aile bireylerinin birinin diğerini yaralaması halinde verilecek cezanın bir misli artması öngörülmüştür. Yürürlükteki yasaya göre ise 1/3'den yarıya kadardır.

Tasarı ile Türk Ceza Kanununun478 inci maddesi değiştirilerek aile bireylerinden birine kötü muamelede bullunan kişiye verilecek ceza 12 aydan 30 aya kadar, usul ve fürudan (karı, koca,çocuklar vs.) birine karşı yapılırsa 18 aydan 3 seneye kadar öngörülmüştür.

Yürürlükteki maddeye göre idse aile bireylerinden birine karşı işlenirse cezası 3 aydan 3 seneye kadardır. Tasarı Adalet Bakanlığına görüş için gönderilmiş, yeni Türk Ceza Kanunu Tasarısında önerilerimizin dikkate alınacağı bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Türk Ceza Kanunu Tasarısında önerilerimizin istediğimiz ölçüde dikkate alınmadığı görüldüğünden , bu konudaki görüşlerimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonuna gönderilmiştir.

3. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı

Halen Teşkilat Yasası bulunmayan ve devlet yapısı içinde kadın ile ilgili tek kamu kurumu olan Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğünün teşkilat ve görevlerine yönelik düzenlemeler getiren ve Bakanlığımız tarafından hazırlanan "Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı" Türkiye Büyük Milllet Meclisi'nde halen Plan ve Bütçe Komisyonu'ndadır.

4. Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı

Halen Teşkilat yasasından yoksun bulunan devlet yapısı içinde aile ile ilgili tek kamu kurumu olan Aile Araştırma Kurumunun teşkilat ve görevlerine yönelik düzenlemeler getiren bu kanun tasarısı Türkiye Büyük Milllet Meclisi'nden halen Plan ve Bütçe Komisyonu'ndadır.

5. Nafaka Arttırımı Davalarının Davacının İkamet Ettiği İlde Açılmasına İlişkin Kanun Tasarısı

Boşanma durumunda genellikle çocuklar annede kalmaktadır. Kadının davacı konumunda olduğu davalarda eski kocasının ayrı bir ilde oturması halinde her yıl kadının bu ile gidip nafaka arttırımı davası gerekmektedir.

Davanın uzaması da gözönüne alındığında bu durumun kadına getirdiği yük ortadadır. Bu nedenle her yıl açılaması gereken nafaka arttırımı davalarının davacının ikamet ettiği ilde açılması için kanun tasarısı hazırlanmıştır. 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun 9 uncu maddesinin son fıkrası nafaka ve "Nafaka arttırımı davaları davacının ikametgahında açılır." şeklinde düzenlenmiştir. Kanun tasarısı Bakanlar Kurulu'nca imzalanıp 12.2.1998 tarihinde TBMM Başikanlığına gönderilmiştir. 22 Kasım 2001 tarihinde kabul edilerek 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’nda bu husus yasal dayanağa kavuşmuştur.

6. 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 43. Maddesinin Değiştirilmesiyle İlgili Yasa Tasarısı

Belirli koşullara bağlı olarak, erken emekliye ayrılmaya hak kazanan (özürlü, malül ve sürekli iş görmezlik geliri olan) kimseler ile erken yaşta emekli olan kadınlar ve erkeklerin genç yaştaki sigortasız eşleri , 506 sayılı SSK KanunununAnalık Sigortası yardımlarından ve SSK hastanelerinin doğum ünitelerinden yararlanamamaktadırlar.

Hazırlanan tasarıya göre; özürlü olmaktan dolayı erken emekli olan ,sürekli işgörmezlik ve malüllük aylığı alan ve genç yaşta emeklilik hakkını elde edip yaşlılık aylığı alan kadınlar ve erkeklerin eşlerinin de doğum yaptıklarında SSK hastanelerinin doğum ünitelerinden ve Analık Sigortası yardımlarından yararlanmaları sağlanmaktadır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan ve Adalet Bakanlığı'ndan görüş gelmiştir. Kanun Tasarısı, görüşler doğrultusunda yeniden düzenlenerek Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılmak üzere Başbakanlığa gönderilmiştir.

7.Türk Kanunu Medenisi’nin  Mal Rejimleriyle ilgili 170 ve 185 inci Maddesinin Değiştirilmesi ile İlgili Kanun Tasarısı

Medeni Kanun'nun 170 inci maddesşndeki değişikliğe göre "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi " başka bir mal rejimi seçilmediği takdirde kanuni mal rejimi olarak düzenlenmiştir. Madde 185'de ise , fıkralar halinde"Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi" düzenlenmiştir.

Düzenleme bu rejime göre; evlilik birliğinin kurulmasından sonra eşlerin karşılığını vererek veya emeğinin karşılığı olarak birliğe kattığı malların evliliğin ölüm, boşanma mahkemece evliliğin hükümsüzlüğüne karar verilmesi gibi nedenlerle son bulması durumunda eşit paylaşımını öngörmektedir. Çağdaş yaşamın gereklerine, hakkaniyete ve eşitliğe en uygun sistem mal rejimidir. Adalet Bakanlığı'nın, evliliğin sona ermesi halinde malların tasfiyesi ile ilgili görüşleri doğrultusunda Kanun Tasarısı yeniden düzenlenmiştir.Adalet Bakanlığı'nca hazırlanan Türk Medeni Kanunu Tasarısı Bakanlığımca incelenmiş, tasarıda Seçimlik Mal Rejimi olarak yer alan "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi" nin Kanuni Mal Rejimi olarak düzenlenmesi hususu Medeni Kanun Tasarısı hakkındaki görüşlerimiz doğrultusunda Adalet Bakanlığına önerilmiştir.

22 Kasım 2001 tarihinde kabul edilerek 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’nda Mal Rejimleri yukarıda önerdiğimiz şekliyle yer almıştır.

8.Türk Kanunu Medenisi’nin Mirasa İlişkin 444 üncü Maddesinin Değiştirilmesi ile İlgili Kanun Tasarısı

Kanun tasarısına göre eşlerden birinin ölümü halinde , ölenin çocukları ile birlikte sağ kalan eşin miras payı 1/2 olarak değiştirilmiştir.

Sağ kalan eş çocuksuz ise mirasın tamamının pay olması çalışmalarımıza dahil edilmiştir. Yürürlükte olan maddeye göre çocukları ile birlikte sağ kalan eş, mirasın 1/4'ünü, çocuksuz eş ise 1/2'sini almaktadır.

Hazırlanan kanun tasarısı 31.7.1997 tarihinde Adalet Bakanlığı'nın görüşlerine sunulmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından olumsuz görüş belirtilmiştir.

Adalet Bakanlığınca hazırlanan Türk Medeni Kanunu Tasarısı'nın miras hukuku bölümünün ilgili maddelerinde kanun tasarımız doğrultusunda düzenleme yapılması hususu Medeni Kanun Tasarısı hakkındaki görüşlerimiz Adalet Bakanlığına önerilmiştir.

Yeni Medeni Kanunu’nda -sağ kalan eşin - miras paylaşımı yapılmadan önce - ölen eşin edinilmiş mallarının yarısını alması- ve daha sonra diğer mirasçılarla birlikte yasal miras payını alması kabul edilmiştir. Böylece sağ kalan eş eski MK.ya kıyasla daha fazla korunmuştur. Bunun yanında MK. 652. maddeye göre Aile Konutu’nun mülkiyetinin de sağ kalan eşe verilmesi kabul edilmiştir.

9.193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı

Yürürlükteki Vergi Kanunu vergilendirme sisteminde aileye özel bir statü tanımakta ve aile reisliği esas alınarak aile reisinin ailenin tüm gelirlerinin toplamından oluşan tek vergi beyannamesi (aile reisliği beyannamesi ) vermesi usulü uygulanmaktadır. Bakanlığımız çok uzun süreden beri bu vergilendirme sisteminin sakıncalarını dile getirerek vergilendirmenin ailenin koca aracılığıyla tek vergi mükellefi olarak tanınmasına karşı çıkmış ve evli kadınında ayrıca vergi mükellefi olma hususunu her platformda savunmuştur.

Halen uygulanmakta olan sistemde koca, kadına ait gelire ve mal varlıklarına ait vergileri kendi gelirleriyle birleştirilmiş şekilde ödemektedir. Bu durum ödenecek vergi diliminin yükseltilmesine neden olmaktadır. Böylece vergi adaletsizliğine yol açılmaktadır.

Bu sistem gerçek sahibi olan kadını yok saymakta ve kocayı tek muhatap olarak almaktadır. Bakanlığımızca bu sakıncaların giderilmesi için Gelir Vergisi kanunu'nun 10,31,88 ve 93. maddelerinin değiştirilmesi yoluyla bir yasa tasarısı hazırlanarak Meclise gönderilmiştir. Bu arada Maliye Bakanlığınca vergi konusunda geniş kapsamlı bir düzenlemeyi içeren bir tasarı hazırlanmıştır.

Bu konuda Bakanlığımızca hazırlanan tasarı Maliye Bakanlığımızca dikkate alınarak kadını hukuki bir kişilik olarak görmeyen bu maddeler Maliye Bakanlığınca hazırlanan tasarıda tümden kaldırılmıştır.

10. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 1475 sayılı iş Kanunu'nun Doğum İzinlerini düzenleyen maddeleri ile 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun Aylık Borçlanmaya İlişkin Hükümlerinde Yapılmasını öngören Tasarı

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 1475 sayılı İş Kanunu'nun Doğum İzinlerini düzenleyen maddeleri ile 5434 sayılı T.C . Emekli Sandığı Kanunu'nun Aylık ve Borçlanmaya İlişkin Hükümlerinde değişiklik yapılmasını öngören Kanun Tasarısı 31.7.1997 tarihinde Adalet, Maliye ve Çalışma Bakanlıklarının görüşlerine sunulmuştur.

Kadın işçi ve memur doğum öncesi ve sonrası izinler yönünden eşit hale getirilmiştir. Ücretli izinler doğumdan önce 6 hafta ve doğumdan sonra 12 haftalık olmak üzere 18 hafta olmak üzere düzenlenmiştir. Ücretsiz izinler 6 ay ile sınırlandırılmıştır. Ayrıca bu izni doğum yapan kadın veya eşinin alabileceği şekilde yapılan düzenleme ile de ücretsiz izinler ebeveyn iznine dönüştürülmüştür. Adalet, Çalışma ve Maliye Bakanlıklarından görüşler gelmiştir.

Halen yürürlükte olan mevzuata göre 657 sayılı yasaya tabi kadın memurların doğum izinleri, doğum öncesi 3 hafta doğum sonrası 6 hafta ücretli olup, ücretsiz izin sayısı 1 yıldır. 1475 sayılı İş Kanunu'na göre kadın çalışanın doğum öncesi 6 hafta doğum sonrası 6 hafta ücretli izni olup ücretsiz izin süresi 6 aydır.

22.5.2003 tarihinde kabul edilen 4857 sayılı İş Kanunu’nda yukarıdaki önerimiz kanunlaşmıştır.

11. 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 68 inci Maddesinin 4. Fıkrasındaki Değişiklikle ilgili Kanun Tasarısı

Emekli Sandığından aylık alan kız çocuklarına anne/babalarını Emekli Sandığından aylık almakta iken ölümleri halinde yetim aylığı bağlanmamaktadır. Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarından aylık alan kız çocuklarının anne ve babaları Emekli Sandığına tabi olarak ölürlerse yetim aylığı bağlanmaktadır. Eşitsizliği gidermek amacıyla ilgili maddeye "Kız çocuklara %25 oranında yetim aylığı bağlanır" şeklinde ilave yapılarak düzenlenmiştir.

Ayrıca, aynı kanunun 68 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının değiştirilmesine ilişkin diğer bir tasarı ile de yetimi bulunmayanların ,emekli, adi malüllük, vazife malüllüğü aylığı alan veya iştirakçi olan dul eşlerine bağlanan aylık oranının %50'den %75'e çıkarılması hususunda çalışmalar sürdürülmektedir.

Tasarı gerçekleri ile hazırlanmış olup, Adalet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığına görüş için gönderilmiştir. Adalet bakanlığı'ndan olumlu görüş gelmiştir. Maliye Bakanlığı'ndan henüz görüş gelmemiştir.

12.Gelir Vergisi Kanunu'na Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı

Herhangi bir işte çalışmayan özürlü çocuğu olan gelir vergisi mükellefi anne ve babaların gelirlerini bir bölümünün, aileye maddi bakımdan destek olması amacıyla gelir vergisinden istisna tutulmasına yönelik bir düzenleme getiren bu tasarı hazırlanmış olup, ilgili bakanlıkların görüşlerine sunulma aşamasındaydı. İlgili Bakanlıkların görüşleri gelmemişti.

13.Uyuşturucu Madde Kullanımı ile Mücadele Kanun Tasarısı

Milli Güvenlik Kurulu'nun uyşturucu ile mücadele konusunda alınması gereken tedbirlere ilişkin 26.4.1997 tarih ve 393 sayılı kararı doğrultusunda 25.07.1997 tarih ve 97/9700 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile oluşturulan "Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele ile Yönlendirme Üst ve Alt Kurullarının" sürekli kurul olarak yapılandırılmasını öngören ve uyşturucu kullanımı ile mücadele konusunda önleyici çeşitli tedbirlerin alınmasına yönelik düzenlemeler getiren bu kanun tasarısı halen Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı'nın koordinesinde oluşturulan çalışma grubunda müzakere edilmektedir.

14.Nafaka Arttırımjı Davaları ile İlgili Çalışmalar

Nafaka arttırma davalarının her yıl periyodik bir şekilde açılması özellikle boşanma halinde çocukların annede kaldığı göz önüne alınırsa gelir düzeyi düşük olan kadına maddi ve manevi külfet getirmektedir.

Boşanma davalarının genel dava sıralarında üst seviyelere çıktığı nazara alındığında, nafaka davalarınında buna paralel bir seyir izlediği açıktır. Dolayısıyla periyodik bir mahiyet arz eden nafaka arttırımı davaları mahkemelerin yükünü de arttırmaktadır.

Nafaka davaları bir defada hüküm verilir hale getirilmeli ve nüfus yoğunluğuna göre nafaka daireleri oluşturulmalı ve görevli mahkemeler tarafından denetlenmelidir. Artışlar için zaman dilimi belirlenmeli ve artışlara esas olmak üzere resmi enflasyon artışı esas alınmalıdır.

Yukarıdaki önerimiz Yeni Medeni Kanunda yer almıştır.

15. Boşanma Davalarının Gizli Celse ile Yapılması Yönünde Çalışmalar

Evlilik birliği içerisinde yaşanan güzel ve çirkin olaylar, maddi ve manevi paylaşımlar, kısaca özel yaşantılar sadece karı ve kocayı ilgilendirmektedir.

Boşanma davalarının aleni olması, boşanmayı sağlamak amacıyla tarafların evlilik süreci içerisinde yaşadıkları ve o güne kadar herkesten sakladıkları özel yaşantılarını en ince detayına kadar oturumu izleyenlerce öğrenilmesine ve dedikodulara neden olmaktadır.

Davaların boşanma ile sonuçlanmaması durumunda özel yaşantılarının açığa çıkması nedeniyle eşlerin bir araya gelmeleri zor olmaktadır.

Müşterek çocuklarda bu dedikodulardan etkilenmektedir. Bazen bir savaş alanına dönüşen boşanma davalarında kastı aşan sözler de sarfedilmekte, taraflar birbirlerinin fiziksel kusurlarını, cinsel yaşantılarını da dile getirmek durumunda kalmaktadır.

Boşanma davalarının aleni görülmesi Anayasa'nın 20. maddesine de aykırıdır. İlgili maddede özel hayatın gizliliği ve korunması düzenlenmiş olup, herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir denilmiştir.

Boşanma davalarının gizli celse ile yapılması yönündeki çalışmalarımız sürdürülmektedir. Bu konuda düzenleme yapılması hususu Medeni Kanun Tasarısı hakkındaki görüşlerimiz doğrultusunda Adalet Bakanlığına önerilmiştir.

22 Kasım 2001 tarihinde kabul edilerek 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’nda  yukarıdaki önerimiz yer almıştır.

16.Evlilik Dışı Dünyaya Gelen Çocukların Yasal Haklarının Sağlanması Yönünde Yapılan Çalışma

Medeni Kanunda babalık davaları iki çeşittir.

* Tüm sonuçları ile babalık davası

* Mali sonuçları ile babalık davası

Tüm sonuçları ile babalık davasına hükmedildiği takdirde çocuk babasının soyadını vatandaşlık hakkı ile miras hakkını kazanır.

Mahkemece ikinci babalık davası olan mali sonuçları ile babalığa hükmedildiği takdirde tabii baba olduğu sabit olunan baba, anaya tazminat , çocuğa bakım nafakası ödemekle yükümlüdür. Bu hüküm çocukla doğal baba arasında hukuki bir nesep (hısımlık) başlatmaz ve mirasçılık hakkı kazandırmaz.

Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de ikili babalık yerine tek babalık sistemine geçilmesi gerekmektedir.

Yargıtay İçtihatı Birleştirme kurulu 21.2.1997 tarih ve 1/1 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı ile , tek babalık sistemi benimsenmiş bulunmaktadır. bir çocuğun evlilik içi ve dışı ilişkinin ürünü oluşu kendi elinde değildir. Evlilik dışı ilişkilerde kusuru ve rolü olmayan çocukların farklı statüye ve değişik hükümlere tabi tutulması doğru değildir. Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na üye olan devletlerce bütün insanlara tanınan temel hakları belirten ve bildiren 10.12.1948 tarihinde kabul edilmiş İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 21/2 maddesi "Analık ve çocukluk özel ihtimam " ve yardım görmek haklarına haizdir. Çocuklar evlilik içinde de veya dışında da doğsa aynı sosyal korumadan faydalanırlar " denilmektedir.

Türkiye tarafından da imzalanan ve onaylanan bu metinler genelde çocuğun evlilik içinde ve dışşında doğduğuna bakılmaksızın, kişiliğini geliştirmesi ve ileride topluma sağlıklı bireyler olabilmesi için gerekli her türlü olanaktan yararlandırılmasını öngörmektedir.

Medeni Kanunda ilgili maddelerde değişiklik yapılarak ikili babalık yerine tek babalık sistemine yerine geçilerek evlilik dışında dünyaya gelen ve babası tespit edilen çocuklarında evlilik içinde doğan çocuklarla aynı haklara sahip olmalarının sağlanması için gerekli yasal çalışmalar başlatılmıştır. Adalet Bakanlığı'nca hazırlanan Medeni Kanın Tasarısı'nda bu konu yer almıştır.

22 Kasım 2001 tarihinde kabul edilerek 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’nda  SOYBAĞI konusu yukarıda önerdiğimiz şekilde yer almaktadır.

17.Aile Mahkemeleri Kurulması Çalışmaları

Avrupa ülkelerinde var olan Aile Mahkemelerinin kurulması yönünde çalışmalarımız başlatılmıştır. Bu konudaki diğer ülkelerdeki Aile Mahkemelerinin kuruluşu,çalışmaları ve hukuki statüsü incelenmektedir.

Boşanma, zina, nafaka gibi aile hukukunu ilgilendiren davaların bu konuda mesleki eğitim almış hukukçular tarafından psikolog ve sosyoloğun katılımı ile sonuçlandırılması gerektiği düşünülmektedir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluşuna dair Kanun, 9 Ocak 2003 tarihinde Kabul edilmiş ve yürürlüğe girmiştir.

18.Gazilerin Dul Eşlerine Gazi Aylığının Bağlanmasını Düzenleyen Kanun Tasarısı

1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanuna göre ,

İstiklal savaşı , Kore ve Kıbrıs gazileri şeref aylığı almakta idi gazi ölünce maşı eşine kalmıyor, gazi eşlerinin mağduriyetine neden oluyordu. İzmir Muharip Gaziler Derneğinindeki gazi eşlerinin sorunlarını iletmeleri üzerine gazi eşlerine sahip çıkmak amacıyla kanun tasarısı hazırladım, Bakanlar Kuruluna sundum ve 55. hükümet döneminde tasarı kanunlaştı. Gazinin ölümü halinde dul eşine gazi aylığı bağlanması ve bedelsiz ulaşım hakkı sağlandı.

19.Baraj yapımı v.b. Yatırımlar Sonucu Konutsuz Kalan Çocuksuz Kadın ve Erkek Dullara Konut Verilmesini Düzenleyen Kanun Tasarısı

Halen 2510 sayılı İskan Kanunu'na göre baraj ve vb. yatırımlar sonucu konutları istimlak edilen ailelere yeni konut verilmekte , ancak çocuksuz kadın ve erkek dullar bu haktan yararlanamamaktaydı, Bakanlığım tarafından hazırlanan Kanun Tasarısı ile, çocuksuz kadın ve erkek dulların da birer aile olarak kabul edilerek , mağdur olan yalnız yaşayan insanlara da konut verilmesi sağlandı.


  •  Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü'nün Kurulması
  •  Eğitim Komisyonu
  •  Hukuk Komisyonu
  •  İstihdam Komisyonu
  •  Sağlık Komisyonu
  •  KASAKOM Komisyonu Cumhurbaşkanını Ziyaret Etti
  •  Türkiyenin İlk Kadın Hastanesi
  •  Devlet Bakanlığım Döneminde Yaptığım Yasal ve İdari Çalışmalar
  •  TAÇSAV Ödülü
  •  Türk Hukukçu Kadınlar Derneği
  •  4. ULUSAL KADIN ÇALIŞMALARI İZMİRDE GERÇEKLEŞTİ
  •  “AKDENİZ GERÇEĞİNDE KADIN” KONULU TOPLANTI
  •   “1.ULUSAL EVDE BAKIM KONGRESİ”
  •   Ev İçi Üretimden Uluslar Arası Fuarlara
  •   Çin Halk Cumhuriyetinden Gelen Kadınlar
  •   Van ve Hakkari'de 10 Bin Kadına İstihdam İmkanı Sağlandı
  •   "21. Yüzyılda Kadın" Konulu Uluslararası Toplantı
  •   KADIN 2000
  •   Resmi Nikah Neden Gereklidir?
  •   Cezaevinde Toplu Nikah Töreni
  •   Akraba Evliliği Paneli Erzurumda Yapıldı.
  •   Atatürk ve Kadın
  •   Cumhuriyetin 75. Yılında Kadın Yazarlar

  • Işılay Saygın | Fatma Saygın | Osman Nuri Saygın | İzmir | Buca | Turizm Bakanlığı | Çevre Bakanlığı | Devlet Bakanlığı | Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı | Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü | İzmir Milletvekilliği | Ödül ve Plaketler


    DenizWeb © 2003 - 2008